Signed in as:
filler@godaddy.com
Signed in as:
filler@godaddy.com
Pediatrik Ergoterapi, çocukların günlük yaşam becerilerini geliştirmeye, bağımsızlıklarını artırmaya ve çevrelerine daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olan bir ergoterapi alanıdır. Bu terapi, çocuğun fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimine odaklanarak yaşam kalitesini artırmayı hedefler. Pediatrik ergoterapistler, çocukların oyun, öz bakım ve öğrenme gibi günlük aktivitelerde karşılaştıkları zorlukları aşmalarına destek olur.
Pediatrik Ergoterapinin Çalıştığı Alanlar
1. Motor ve Duyusal Gelişim
• Duyu Bütünleme Bozuklukları: Çocuğun çevresel uyaranlara (ses, dokunma, koku vb.) uygun tepkiler vermesini sağlamak.
• İnce Motor Becerileri: Yazı yazma, düğme ilikleme, kaşık-çatal kullanma gibi el becerilerini geliştirmek.
• Kaba Motor Becerileri: Denge, koordinasyon ve vücut imajını ve hareketlerini iyileştirmek.
2. Günlük Yaşam Becerileri (Öz Bakım)
• Giyinme, yemek yeme, tuvalet eğitimi: Çocuğun temel bağımsızlık becerilerini kazanmasını sağlamak.
• Zaman Yönetimi ve Planlama: Çocuğun rutinlerini düzenlemesi ve bağımsız bir yaşam için hazırlanması.
3. Bilişsel ve Akademik Destek
• Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB): Dikkat, odaklanma ve organizasyon becerilerini geliştirme.
• Öğrenme Güçlükleri: Çocukların okuma, yazma, matematik gibi akademik becerilerde daha başarılı olmalarına yardımcı olmak.
• Problem Çözme ve Karar Verme: Bilişsel esneklik ve eleştirel düşünme becerilerini desteklemek.
4. Duygusal ve Sosyal Gelişim
• Otizm Spektrum Bozukluğu: Sosyal etkileşim, iletişim ve oyun becerilerini geliştirmek.
• Kaygı ve Davranış Sorunları: Çocuğun duygularını anlaması ve yönetmesi için stratejiler öğretmek.
• Grup Aktiviteleri ve Sosyal Katılım: Çocuğun yaşıtlarıyla daha iyi ilişki kurması ve sosyal beceriler kazanması.
5. Fiziksel Gelişim Takibi Gereken Durumlarda Motor Gelişim Desteği
• Serebral Palsi, Down Sendromu: Günlük yaşam becerilerini ve bağımsızlığı artırmak.
• Kas-İskelet Sorunları: Fiziksel sınırlamaların üstesinden gelmek için uygun aktiviteler ve araçlar sunmak.
• Genetik veya Doğumsal Farklılıklar: Çocuğun yaşam kalitesini artıracak özel müdahaleler geliştirmek.
6. Oyun ve Boş Zaman Aktiviteleri
• Oyun, çocukların doğal öğrenme yöntemi olduğu için ergoterapide sıkça kullanılır. Bu aktiviteler motor, sosyal ve bilişsel becerileri geliştirir.
Pediatrik Ergoterapinin Kullanıldığı Durumlar
• Otizm Spektrum Bozukluğu (ASD)
• Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
• Serebral Palsi
• Down Sendromu
• Gelişim Gerilikleri
• Disleksi ve diğer öğrenme güçlükleri
• Duyu Bütünleme Bozuklukları
• Travmatik Beyin Yaralanmaları
• El ve Kol Fonksiyon Kaybı
• Erken doğum sonrası gelişimsel gecikmeler
Pediatrik Ergoterapi Hedefleri
1. Çocuğun günlük yaşam becerilerinde bağımsızlığını artırmak.
2. Fiziksel ve motor becerilerini geliştirmek.
3. Sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimini desteklemek.
4. Çocuğun çevresel uyaranlara uyumunu artırmak.
5. Ailelere rehberlik ve destek sunmak.
Pediatrik ergoterapi, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına özel planlanır ve ailelerin katılımını da içeren bir yaklaşım benimser. Bu süreç, çocuğun güçlü yanlarını vurgulayarak ve zorluklarını aşmasına yardımcı olarak hayatını olumlu yönde etkiler.
Dil ve konuşma terapisi, bireylerin iletişim, dil, konuşma, ses ve yutma becerilerindeki zorluklarını değerlendirme ve müdahale etmeye odaklanan bir bilim ve uygulama alanıdır. Terapinin temel amacı, bireyin yaşadığı zorlukların türüne ve şiddetine göre özelleştirilmiş yaklaşımlarla iletişim becerilerini geliştirmektir. Terapötik süreçte, ilk olarak kapsamlı bir değerlendirme yapılır; bireyin dil ve konuşma gelişimi, ses üretimi, artikülasyon, akıcılık ve sosyal iletişim becerileri detaylı bir şekilde analiz edilir. Çıkan bulgular doğrultusunda bireye özel bir müdahale planı hazırlanır. Bu süreçte bireyin çevresel ve kültürel bağlamı göz önünde bulundurularak, terapötik yaklaşımlar oyun, hikâye anlatımı, modelleme ve doğal dil ortamlarında yapılandırılmış aktivitelerle zenginleştirilir. Erken dönemde başlanan dil ve konuşma terapisi, nöroplastisiteyi destekleyerek daha hızlı ve etkili sonuçlar sağlarken, yanlış teknikler veya uzman olmayan kişiler tarafından yapılan müdahaleler iletişim becerilerini daha fazla zayıflatabilir. Terapinin asıl amacı, bireyin dil ve konuşma becerilerini geliştirerek sosyal katılımını artırmak, günlük yaşamda bağımsız bir şekilde iletişim kurabilmesini desteklemektir.
Çocuk psikiyatristi Dr. Stanley Greenspan’ın “yerde oyun” adını verdiği yaklaşımın temel hedefi; ebeveynlerin çocuklarını tanıyıp onlar ile doğru iletişim kurabilmelerini sağlamak ve günlük yaşamda karşılarına çıkan kısıtlılıklarla baş edebilmelerini kolaylaştırmaktır. Çocuğun duyu, dil ve motor becerisinin değerlendirilip kısıtlılıkları belirlenir ve çocuğu daha iyi bir gelişim seviyesine taşımayı hedefler. DIR Floortime yönteminin temelinde çocuğun liderliğinde ilerlemek, onu izlemek ve ona ayak uydurmak vardır. Çünkü çocuk seçimleriyle bizlere ihtiyaçları ve kaçındığı durumlar hakkında bilgi verir. Aynı zamanda onun liderliğinde başlayıp sürdürülen etkinliklerde çocuğun daha çok keyif aldığı ve daha fazla gelişim zinciri kurduğu gözlenmiştir. Özet olarak DIR Floortime çocuğu izleyip onu kendi dünyamıza çekmeyi ve bunu yaparken çocuğun bireysel farklılıklarını, fonksiyonel duygusal gelişimini, aile kalıplarını göz önünde bulundurarak çocuğun gelişim basamaklarını çıkmasına yardımcı olmaktır.
Bir ergoterapist tarafından bulunan ve hala geliştirilen bu nörofizyolojik tedavi yöntemi, ciddi bir eğitim ve klinik deneyim gerektirmektedir. Ergoterapi lisans eğitimi sırasında temelleri atılsada en az iki yıl süren teorik ve pratik eğitimi vardır. Danışanın duyusal ve algısal durumu çeşitli duyusal testlerle belirlenir. Regülasyon alanları ve duyusal tecrübelerle beyni geliştirme ve adaptif cevap verme sıklığı arttırılırken praxis düzeyinde bir tedavi sağlanır. Bu tedavi yöntemi uygun ellerde özellikle erken dönemde mucizeler yaratırken bu konuda eğitim almamış kişiler tarafından uygulandığında ise çok kötü sonuçlar doğurabilir. Duyu, algı ve motor becerilerini geliştirmeyi hedefleyen bu tedavinin asıl amacı ise regülasyondur. Regüle olamayan bireyin çevresini gerektiği gibi algılayamadığını, algılasa bile adaptif cevabı veremediğine inanılır. Duyusal değerlendirme ve testler sonucunda duyusal problem ya da duyusal temelli başka bir problem (görsel ve işitsel dikkat, denge ve gelişim problemi, kaygı bozuklukları ve içe kapanıklık, risk farkında olamama vb..) yaşadığı kesinleşen her yaştan bireye uygulanabilir.
Pediatrik Fizyoterapi, doğumdan ergenlik dönemine kadar olan çocukların fiziksel gelişimlerini destekleyen bir fizyoterapi alanıdır. Amaç, çocukların motor becerilerini geliştirmek, kas-iskelet sistemi ile ilgili sorunları iyileştirmek ve bağımsız hareket kabiliyetini artırmaktır. Pediatrik fizyoterapistler, çocukların yaşına, ihtiyaçlarına ve gelişim düzeyine uygun özel terapi planları hazırlar.
Pediatrik Fizyoterapinin çalışma alanları:
• Serebral Palsi (CP): Kas tonusu, koordinasyon ve hareket sorunlarını iyileştirmek.
• Spina Bifida: Omurilik gelişim bozukluklarında hareket kabiliyetini desteklemek.
• Kas Distrofileri: Kas gücünü korumak ve hareketi kolaylaştırmak.
• Periferik Sinir Hasarları: Sinirlerin işlevini yeniden kazandırmaya yardımcı olmak.
• Tortikollis: Boyun eğriliğini ve hareket kısıtlılığını tedavi etmek.
• Skolyoz: Omurganın eğriliğini kontrol altına almak ve ilerlemesini yavaşlatmak.
• Düz Tabanlık: Ayak yapısındaki sorunları desteklemek ve ağrıyı azaltmak.
• Ortopedik Yaralanmalar: Kırıklar, çıkıklar veya cerrahi sonrası rehabilitasyon.
• Motor Gelişim Geriliği: Yürüme, oturma veya emekleme gibi becerilerin kazandırılması.
• Down Sendromu: Kas tonusunu artırmak, hareket ve dengeyi iyileştirmek.
• Kistik Fibrozis veya Astım: Solunum kapasitesini artırmak ve akciğer temizliği sağlamak.
• Prematüre Bebek Gelişim Takibi: Prematüre doğan bebeklerde kas gelişimi ve motor becerilerin kazanımı ve takibi.
Pediatrik Fizyoterapi Teknikleri
• Egzersiz Terapisi: Güç, denge ve koordinasyonu artırmak için bireysel egzersizler.
• Duyu Bütünleme Terapisi: Çocuğun çevreyle daha iyi etkileşim kurmasını sağlamak.
• Manuel Terapi: Kas ve eklem mobilitesini artırmak için elle yapılan müdahaleler.
• Aile Eğitimi: Ailelerin, evde çocuklarına nasıl destek olabilecekleri konusunda bilgilendirilmesi.
Hedefleri
• Çocuğun günlük yaşamda bağımsızlığını artırmak.
• Kas gücünü, koordinasyonu ve hareket kabiliyetini iyileştirmek.
• Çocuğun çevresiyle daha rahat etkileşim kurmasını sağlamak.
Pediatrik fizyoterapi, çocuğun ihtiyaçlarına uygun özel bir planla uzun vadeli gelişim sağlar. Bu süreçte fizyoterapist, aile ve diğer sağlık uzmanlarıyla iş birliği yapılır.
Elde kaza veya darbe sonucunda oluşan yumuşak doku yaralanması, yumuşak doku (tendon-kiriş) kesisi, sinir kesisi, yanık, kemik erimesi kırık ve kırık cerrahisi sonrası, artrit (Kireçlenme ve romatizmal hastalıklar) İnme, Parkinson, Multipl Skleroz gibi nörolojik hastalıklar nedeniyle el fonksiyonları etkilenen bireyler, el cerrahisi sonrası, uzatma cerrahisi (ilizarov) sonrası, karpal tünel, kübital tünel gibi sinir sıkışma sendromu sonrası, Kienböck Hastalığı, lunatum Avasküler Nekrozu, brachial pleksus yaralanması ve cerrahisi sonrası, kas transfer ameliyatı sonrası, triangular Fibrokartilaj Kompleksi Yaralanması (TFCC) yırtığı sonrası ve Gullian Barre Sendromu gibi elli etkileyen her hastalığın tedavisinde uygulanmalıdır. Kabinet terapistleri olarak kassal kuvveti, eklemi, fonksiyonel ve duyusal durumu ve problemin hareketleri nasıl kısıtladığını bilimsel bir şekilde değerlendirip tamamen kişiye, yaşına ve işine uygun tedavi programları hazırlamaktayız.
Temelde dikkat eksikliğine destek vermek ve bir takım psikiyatrik ve nörolojik bozukluklara bağlı olarak azalan dikkat ve hafıza gibi kognitif işlevlerin gelişmesini, danışan için anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlamaktadır. Özellikle ailesinde Demansın bir türü olan Alzheimer tedavisi görmüş kişiler bulunanlar, hafif bilişsel bozukluk başlangıcı (Unutkanlık) yaşayanlar ve gerektiğinde hızlı ve doğru tepki veremeyen her yaştaki bireye uygulanabilir.
Ergoterapistler hastaneler, klinikler, rehabilitasyon merkezleri ve bakım kurumlarında mental sağlık hizmetleri sağlarlar. Şizofreni, bipolar bozukluk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, kişilik bozuklukları, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, bağımlıklar (alkol, uyuşturucu, sigara, cinsel, kumar, teknoloji…) otizm spektrum bozukluğu gibi alanlarda aktivite limitasyonları ve katılım için gereken adaptasyonları yaparak kişi merkezli tedavi programları uygularlar. Tedavi programları kişi için anlamlı olan aktiviteleri içerdiği için tamamen kişiye özeldir. İyilik hali ilk seanstan itibaren hissedilir.
Sanat Terapisi, bireylerin ve toplulukların hayatlarını aktif sanat yapma, yaratıcı süreç ve insan deneyimini terapötik bir ilişki içinde zenginleştiren bir terapi yöntemidir. Ergoterapistler sanat terapisini, yaratıcı beceriler ve temporal adaptasyon modeli gibi ergoterapi modelleri ile birlikte uygular. Uzun süre psikiyatrik ilaç tedavisi görmüş, zaman yönetimi veya akışa girmede güçlük yaşayan, kanser tedavisi gören ve duygularını dışa vurarak iyileşmek isteyen her yaştaki bireye uygulanabilir. Depresyon ve anksiyete tedavisinde oldukça etkili olan bu terapi yönteminin tek yan etkisi; kişi için anlamlı bir sanat dalını deneyimlemektir.
Kariyer değiştirme, herhangi bi sebeple iş hayatına ara verme, yaralanma veya hastalık sonrasında bireyin çalışmaya başlamadan önce detaylı bir değerlendirme ve müdahale sürecidir. Danışanın gelir getirici üretim faaliyetine katılması ile ilgili durumu detaylı bir şekilde değerlendirilir. Fiziksel, ruhsal, bilişsel durumu ve kişilik özellikleri ile istekleri yapmak istediği işin gerektirdikleri ile karşılaştırılır. Bireyin işe yönelik çalışma kapasitesi artırılarak, işin gereği aktivite ve görevleri yerine getirebilmesi için gerekli adaptasyonlar yapılır. Terapi planı: bireysel değerlendirme, yönlendirme, meslek öncesi eğitim, iş yeri adaptasyonu (gerekirse ziyaret) , çalışma akışına dönüş, gelişimin gözlenmesi ve taburculuktur.
Ergonomi insanın işe uyumunu araştıran bilim dalıdır. Ergoterapistler; işyerinde verimli çalışma, yaralanmaları önleme, sağlık ve güvenlik düzenlemeleri ve işle ilgili stresi yönetme konusunda en yetkin kişilerdir. İşyeri detaylıca incelenip çalışanlarla görüşüldükten sonra yaptıkları düzenleme ve müfredatlar her ofis için farklılık gösterir. Sabit veya garip duruşlar, kötü tasarlanmış alet tutamakları, ağır yükler, uzun ve verimsiz iş-toplantı saatleri, mesafe, titreşim, gürültü, çalışma ortamı sıcaklığı, aydınlatma ve psikososyal unsurları belirleyerek; verimli çalışmayı azaltan, kaza ve yaralanma risk faktörlerini tanımlar ve ortadan kaldırmak için gerekli müdahalelerde bulunurlar. Ülkemizde henüz pek yaygınlaşmamış olsada, Ergoterapist ile çalışan şirketlerde çalışma veriminin yıllık en az %30 arttığı bilinmektedir.
İnsan beyni dakikalar, saniyeler düzeyinde zaman aralıklarını yüksek doğrulukla tahmin edebilmektedir. Zaman algısının dikkat, bellek, motivasyon gibi pek çok değişkenden etkilendiği biliyoruz. Bizler; zaman ve çabanın organizasyonu ile varolmak için yaptığımız aktivitelerin dengesi kadar kendimizi gerçekleştirebiliriz. Zaman algımız ve aktivite dengemiz; yoğun stres altında çalışırken, mobbinge uğrarken, toksik ilişki yaşarken veya işsizlik, hastalık, yoğun ilaç tedavileri ve yaralanma sonrasında bozulabilir. Bunun ilk belirtileri bizim için anlamlı olan aktiviteleri (hobiler, sosyalleşme, aile görüşmeleri) yapmayı bırakmamızdır. Sonrasında ise kendine bakım gibi günlük yaşam aktivitelerine bile zaman bulamayabiliriz. Gelir düzeyi ne olursa olsun, yaşam kalitesi düşer. Ergoterapistler zaman algısını ve aktivite dengesini; duyu ve algı düzeyinde değerlendirip tedavi edebilen en yetkin sağlık çalışanlarıdır.
Kabinet’e ne sebeple gelinirse gelinsin tükenmişliği önlemek, gevşeme yöntemleri sunmak, nefes alış verişinden, postürüne tüm danışanlarımıza her alanda müdahale edilmektedir. Tamamlayıcı tedaviler kliniğimizde kanıtlanmış tedavi yöntemlerinin yanında tamamen ücretsiz olarak verilmektedir. Uyguladığımız tüm bilimsel tedavi yollarını, tam iyilik hali için (fiziksel, zihinsel ve ruhsal) ilk nefes ve sonrasında bilinçli alınan her nefesin önemini bilerek uyguluyoruz. Ancak bu şekilde tam iyileşme sağlanabildiğine inanıyoruz.
Snoezelen terapisi, her yaş ve gelişime uygun çoklu duyusal ortamlar aracılığıyla, hoş çevresi, rahatlatıcı sesleri, büyüleyici aromaları, dokunsal deneyimlerini, masaj ve titreşimi, vibrosonik hisleri ve yumuşak hareketi içeren rahat bir atmosfer sunar. İlginç ışık efektleri ve konforlu oturma düzeni, kişinin duyuları seçerek kendini düzenlemesini sağlar. Dahası, Snoezelen ortamı iletişim-etkileşim ve katılım için fırsatlar sunar. Prematüreler ve Erken Dönem İçin Snoezelen, Davranış Değişikliği İçin Snoezelen, Öğrenme Güçlüğü İçin Snoezelen, Ruh Sağlığı İçin Snoezelen, Oti̇zm İçin Snoezelen, Beyi̇n Hasarı İçi̇n Snoezelen, Sağlıklı Yaşlanmak İçin Snoezelen gibi bir çok uygulama alanı vardır.
Ayna Terapisi (Mirror Therapy), kişinin sağlam uzvunun hareketlerini (etkilenen uzvunu görmeyecek şekilde) gövdenin önüne (orta hattına paralel olacak şekilde) yerleştirilen aynada gözlemlenmesine dayanan ve beyinde görsel illüzyon yaratan bir tamamlayıcı tedavi yöntemidir. Başlarda fantom ağrının tedavisinde etkili bulunmuştur. Daha sonra benzer yöntemin inme tedavisinde de kullanılabileceği görülmüş ve uygulanmaya başlanmıştır. Kabinet’te bu yöntemi danışana özel yazdığımız fizik tedavi programının içinde tamamlayıcı olarak uygulamayı uygun görmekteyiz. İnme (Etkilenmiş Tarafta Hiç Hareket Olmayan Veya Çok Az Hareket Olan Kişiler ), Amputasyon, İhmal Sendromu, Kompleks Bölgesel Ağrı Sendromu, Periferik Sinir Yaralanmaları Sonrası Motor Ve Duyusal Kayıplar, Nöropatik Ve Kronik Ağrılar gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir.
Herhangi bir cihaz ya da ilaç kullanmaksızın elle uygulanan bir terapi yöntemidir. Terapist fasyal blokajlar tespit edilerek gevşetme sağlanana kadar tekniği uygulamaya devam eder. Duruş bozukluklari, skolyoz tedavisi, bel-boyun fıtığı tedavisi, boyun-sırt ve kalça ağrıları, migren ve gerilim tipi baş ağrılarında, diş sıkma ve çene problemleri ve spor yaralanmaları tedavisinde kullanılan oldukça etkili bir terapi yöntemidir.
Graston terapi yumuşak doku mobilzasyonunu hedef alan bir tekniktir. Her kas yapısına uygun spesifik enstürmanlar kullanılarak uygulanır. Tekniğin amacı ideal yumuşak doku anatomisini sağlamak, kas içerisinde oluşan hasarlı dokuları çözmek ve eklem kısıtlılıklarını gidermektir. Ortopedik problemler, myofasyal ağrı sendromu, bel-boyun fıtıkları gibi bir çok problemde kullanılan oldukça başarılı bir tedavi tekniğidir.
Manuel tedavi tamamen elle yapılan tedaviler bütünüdür. Tarih boyunca kullanılan en eski terapi yöntemlerindendir. Farklı hızlarda ve farklı kuvvetlerde tekniklerle; eklem ve kasları anatomik sınırlarını kavuşturmak için uygulanır. Kayroprakti ise tamamen omurga manipülasyonuna dayalı bir manuel tedavi tekniğidir. Genel olarak manuel terapi; omurga problemleri, fıtık tedavisi, visseral problemler, bağırsak ve mide problemleri, duruş bozukluğu, kalça ve diz sakatlıkları ve kronik ağrı tedavisi gibi bir çok sorunda çok başarılı sonuçlar verir. Danışanın daha ilk seansta ağrılarından kurtulduğu binlerce yıldır uygulanan mucizevi bir tedavi şeklidir.
Ödem, kas ağrıları, spor yaralanmaları ve daha pek çok problemin tedavisinde kullanılır. Cilt üzerine yapıştırılan bu esnek bantlar sayesinde cilt dokusu kaldırılarak dolaşım artırılıp mekanik bir destek sağlamak hedeflenir. Son derece elastik olan bu bantlar belli germe yüzdeleriyle uygulanarak, doku üzerinde proprioseptif bir uyarımla gevşeme ve dolaşım artışı sağlanır. Sadece eğitim almış kişiler tarafından uygulanmalıdır.
Skolyoz omurganın doğal özelliklerini kaybederek belli bir yöne doğru eğilmesi olarak tanımlanır. Genelde sırt ve bel bölgesinde yoğunlaşan S ve C skolyoz şeklinde eğrilikler görülür. İdiopatik ve fonksiyonel skolyoz olarak iki türlü sınıflandırılır. Skolyoza özel egzersizler olmakla birlikte en etkili tedavi yöntemi 3D schroth terapidir. Katherine schroth tarafında 1921’de Almanya’da ortaya çıkarılmıştır üç boyutlu bir yaklaşımla, vücudun bozulmuş düzlemleri normal fonksiyonel segmentlerine getirilerek kişinin omurgasına özel bir egzersiz programı planlanır. Böylece spinal deformite ve buna bağlı gelişen solunum yetersizlikleri de aynı anda tedavi edilir.
Appi klinik pilates Avusturalyalı fizyoterapistler tarafından geliştirilen modifiye pilates metotudur. Postüral problemler; kifoz, lordoz, skolyoz gibi omurga eğrilikleri ve omurga sağlılığı tedavilerinde fizyoterapist eşliğinde uygulanır. Danışan hem tedavi olup hemde spor alışkanlığı kazanır. Zayıflama ve sıkılaşma için de oldukça etkili bir yöntemdir.
Fizyoterapist tarafından manuel teknikler ve özel medikal egzersizler eşliğinde gerektiğinde belli enstrümanlar kullanılarak yapılan bir terapi protokolüdür. Ağrılı cinsel ilişki, idrar kaçırma problemleri, çocuklarda gece işeme problemleri, doğum sonrası pelvik organ sarkmaları ve doğuma hazırlık aşamalarında kullanılan etkili bir tedavi protokolüdür. Bu tedavi protokolleri tamamen kişiye özeldir.
Fizyoterapist ve Ergoterapist eşliğinde tamamen kişiye özel yaşam kalitesi, katılım, denge, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti ve dengesi ayrı ayrı değerlendirilerek yaşam kalitesini ve iyilik hali sürdürülmesi ve arttırılması sağlanır. Danışan daha seans esnasında kendi için anlamlı olan aktiviteleri farkındalığını ve deneyimleme şansı yakalar. Terapisi biten danışanlar bir yıl sonra kontrole çağırılır.
Rejenerasyon teknikleriyle fizyolojik ve psikolojik süreçlerin eski düzeyine getirilmesi ve bir sonraki antrenman ya da müsabakaya hazır olunması amaçlanır. Aktif spor yapan bireylerde uygun değerlendirme sonrası gerekli analizler yapılarak, spor sonrası kas iskelet sistemi yenilenmesini destekleyici tedavilerin uygulandığı modalitelerden oluşur. Bu modaliteler Kabinet istanbulda alanında uzman fizyoterapistler tarafından uygulanır.
Merhaba! Ben Hakkı Erkan Aksakal.
2015’te Sofya Tıp Üniversitesi’nde Ergoterapi ve Fizyoterapi lisans eğitimlerimi başarıyla tamamladım.
2014 yılında Istanbul Arel Üniversitesi'nde tam burslu lisans eğitimimi tamamladıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi osteopati ve manuel terapi Master programını başarıyla tamamladım.
Ben Dil ve Konuşma Terapisti Havvanur Ülperen. İstanbul Medipol Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi ingilizce programından 3.lük ve yüksek onur derecesi ile mezun oldum.
Copyright © 2025 Kabinet İstanbul - All Rights Reserved.
Pofewered by Sali
We use cookies to analyze website traffic and optimize your website experience. By accepting our use of cookies, your data will be aggregated with all other user data.